Sayın Erdoğan’dan Tarihi Bir Konuşma!

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kızılcahamam kampında bugün tarihi bir konuşma yaptı:
Hakikaten sayın Erdoğan’ın konuşma belâgatı akıcıydı ve konuşmasının pasajlarında altın vuruşlar vardı. Aynı zamanda, kronolojik ve senkronize yönteminden de şaşmadı.
Erdoğan, Türk ve Kürt asabiyesinin PİN KODU doğru girdi. Türk ve Kürtlerin tarihsel ilişkilerine İslami ve sosyolojik zaviyeden ışıldıyan sözlerle tasvir etti. Adeta İngiliz yazar Aldoux Leonard Huxley’in “Hayvanlar Çiftliği” adlı kitabın dünyaca ünlü yazarı olan George Orwell’a yazdığı bir mektuptaki şu sözlerini hatırlattı bizlere: “İnsanların tarihten gereken dersi çıkaramaması, tarihten çıkarmamız gereken en önemli derstir.“
Tarih demişken, Türk ve Kürt milleti 950 yıl bu topraklarda, sorunsuz ve kardeşçe yaşadılar! Örneğin, ne Şeddadi Kürtleri ve nede Selçuklu Türkleri tek başına Bizans İmparatorluğuna karşı duramamışlardır. Başarı için, her iki millet tarihsel bir ittifak kurmuşlardır ve Bizansı böyle mağlup etmişlerdir.
Gene Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi ittifakı oldukça önemli tarihi bir ittifaktır. Özellikle Osmanlının Ortadoğu imparatorluğu haline gelmesinde başat rol oynayan Ridaniye, Mercidabık, Çaldıran savaşları Kürt-Osmanlı ittifakının en güçlü halkasını temsil eder.
En son Abdülhamid, Osmanlı ile Kürtler arasında açılan güvensizliği yumuşak bir üslup ve yumuşak bir usul ile merkezîleşme politikasını başarıyla yürütmüştür. Öyleki Kürtler, Abdülhamid’i “BAVÊ KURDAN” (Kürtlerin Babası) olarak adlandırdılar.
Yaklaşık olarak dünyanın her ülkesinde, milliyetçilik ideolojisi ve milliyetçilik kimliği ortaya çıkmasının ve sosyalleşerek bir ulus devlete evrilmesinin kendine özgü alt ve üst koşullarına bağlıdır diyebiliriz. Örneğin, Fransa krallığı ve Fransa İhtilali olayları Fransa milliyetçiliğini, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasının yaratığı etkiler TÜRKÇÜLÜK mefkûresini, İtalya ve Almanya’daki milliyetçilik ise parçalanan lehçelerin-bölgelerin irredantizim dediğimiz birleşmeyle ortaya çıkmıştır.
Bu kısa tarihi hatırlatmadan sonra, sayın Erdoğan’ın bugünkü konuşmasına tekrar dönecek olursak, yarım asırlık süren bu kanlı savaşın kazananın olmadığını, annelerin ağladığını, yuvaların dağıldığını, Türk ve Kürt’ün evinin önüne bela ve musibet direklerinin dikildiğine işaret etti.
Özellikle geçmişte Türk Devleti’nin içinde yuvalanan devlet maskeli menfaat grupların, “BEYAZ TOROSCULARIN“ Kürt halkına yaptığı kötülüklerden üzülerek bahs etti.
Erdoğan, BEYAZ TOROSCULARIN devlet maskesiyle on binlerce yasadışı suç işlediklerine, çok büyük ekonomik vurgunlar yaptığına ve devlet maskesiyle Kürtlere karşı işledikleri suç ve kötülüklerle Türk Devleti’nin meşruiyetini, özellikle demokratik devletlerin ve uluslararası kurumların nezdinde, ciddi düzeyde tartışma konusu haline getirdiğine dikkat çekti.
Erdoğan, kandan ve huzursuzluktan beslenen yukardaki bahs konusu yaptığım menfaat grupları için, konuşmasının bir bölümünde yaklaşık olarak şöyle dedi: “Beyler! Silahlar yakıldı, PKK kendini fesh etti ve artık gençlerimiz ölmüyor diye sevinmeyecek misiniz?”
Değerli okurlar! Elbette ki bu savaşın acısını en çok çekenler anneler, kadınlar, gençler, çocuklar ve göçe zorlanan milyonlarca Kürt köylüleri olmuştur. Kısaca bu savaş, hem Kürt şehirlerinde hem de Türk şehirlerinde suhuletin yerine şekavet iklimini yaratmıştır.
50 yıl içinde yaşanan bu çatışmalar, hem Türk ve hem de Kürt halkına büyük bedeller ve acılar yaşatmıştır. Yani her iki halk artık savaşın sona ermesini istiyor; eşit şartlarda ve koşullarda ikballerini barış, sevgi, kardeşlik, adalet, hukuk ve demokrasi mefküresini kuvveden fiile geçmesini temenni ediyorlar.
Örneğin, bu meselelerden dolayı 20 yıldır Brüksel’de zorunlu olarak yaşayan bir Kürt düşünce insanı olarak; annemin, teyzemin, iki halamın ve amcamın cenazelerinde bulunamamıştım.
Bugün, Türk ve Kürt halkı için tarihi bir gün. Sayın Erdoğan’ın bugünkü konuşmasını çok değerli bulduğumu tekrarlamak istiyorum. Doğrusunu söyleyecek olursam, Erdoğan’ı büyük bir heycanla dinlerken, umut ve barışa dair olan zayıf düşüncelerim ve duygularım kavileşti.
Vallahi! Erdoğan bugün Lokman peygamber gibi her iki millete, kin ve nefretlerini kusmalarını, kin ve intikam peşinde koşmamamalarını, geçmişten ders çıkarmalarını ve geçmişin acılarıyla yaşanmaması hususunda öğütte bulundu. En önemlisi, Kürtlere güven mesajlarını verdi. Ne Türk, ne de Kürt kardeşlerin kanı akmayacak dedi. Adeta, Akabe ve Rıdvan biatının sözünü verdi.
Sonuç olarak, beyler! Bugünden itibaren kanımızla birlikte kötü alışkanlıklarımızı, öfkemizi ve sivri dilimizi de tükürmeliyiz. Yanî ihanete tükürmek, bencilliğe tükürmek, kıskançlığa tükürmek, kötülüğe tükürmek ve ırkçılığa tükürmekle ruhlarımız sükunet bulur, kalplerimiz sevgi dolar ve amellerimiz iyilik toplar.
Allah’ın inayetiyle sayın Erdoğan, bugünkü yaptığı değerli konuşmasını etap etap hayata geçirirse eğer, Kürtlerin tüm kuşkularını ortadan kaldıracak ve TAM GÜVENLERiNİ kazanmış olacaktır. İnşallah!
Teşekkürler sayın Recep Tayip Erdoğan!
Yaşasın Kürt ve Türk kardeşliği!
Yaşasın AKP, MHP ve DEM ittifakı
Kadir Amaç
Brüksel

